18 Mayıs 2014 Pazar

Eğitim Sistemimiz (Bir Okul Ütopyası)

Genelde hangi konu ile ilgili bir yazı yazmayı tasarlasam, ilk işim o konuda biraz kaynak taramak oluyor. Daha önceden okuduğum kaynakları hızlıca gözden geçirip, sonra da internette bazı sözcüklerle aramalar yaparak, oltama takılan sayfaları okuyorum. Ancak bu yazı için fazla bir araştırma yapmadığımı itiraf etmeliyim. Eğitim sistemi ile ilgili görüşlerim herhangi bir uzmanlığa dayanmıyor. Gene de size kapsamlı bir sistem önerisinde bulunmaya çalışacağım. Cahil cesareti diyebilirsiniz ama şöylesi daha iyi: İlk kez poker masasına oturuyorsanız ve pokerle ilgili hiçbir bilginiz yoksa, ilk elde tüm paranızı ortaya koyup, rest çekmek hem havalı hem de bilgi açığınızı kapatacak bir girişim olabilir. Benimki aslında eleştirdiğim konuya uygun bir bakış açısı. Ne demek istediğimi, bir anekdotla aktarayım. Nerede okuduğumu tam anımsayamadığım bir yazıda, küçük bir çocuk, ensesinin üzerinde bir tutam saç kalmış bir adamı tarif ederken “kafası kel ama arkadan saçları biraz çıkmaya başlamış” diyordu. Bu bakış açısı bize çarpıcı geliyor. Bunun nedeni çocuğun herkesin bildiği bir şeyi bilmiyor olması değil. Bin kişinin bakıp da bir tane farklı yorum yapamayacağı bir konuya, farklı bir bakış açısı getirmesi. Eğer toplumun ‘doğrularını’ öğrenebilmiş olsaydı, o zaman bu bakış açısının yerinde yeller esecekti. Ben de bu çocuğa yakın bir bakış açısı yakalamak için eleştireceğim sistemin tümüyle dışında kalabilmek istedim. Kendi öğrenciliğim ve çevreden duyduklarımın dışında, mevcut sistem üzerine yoğun bir araştırma yapmamamın ana nedeni bu. Çok büyütmeden, bir meraklının okul ütopyası gibi okursanız sevinirim.



Eğitim Sisteminin Üç Ayağı
Benim hayalimdeki sistemin üç temel öğesi var :
1- Güven (Öğrenciye, öğretmene ve topluma güvenmek zorundayız);
2- Adalet (En ekonomik sistem, en adaletli olandır);
3- Dayanışma (Rekabetçi bir yapı, en öndeki öğrenci ve sadece onun başarısıyla ilgilenir, oysa iyi bir eğitim sistemi tüm öğrencileri, toplum, diğer canlılar ve doğa ile kurdukları ilişkilerle birlikte kuşatmalı).

Bu üç temel öğeyi de elbette tartışabiliriz ancak ben bu yazı kapsamında, bu tartışmaya girmeyeceğim; ‘peki öğretmen bu sistemi kötüye kullanırsa’ ya da ‘toplumda, öğrencilere zarar verecek kişiler varsa’ gibi kuşkularla ilgilenmeyeceğim. Güvenmek de zaten bu anlama geliyor mu?

İlköğretim ve Lise – Sınav, Puan, Yerleştirme
Öncelikle puan ve sınavlara değineyim. İlköğretimde her ders için öğrencinin yarıyıl ve yıl sonu puanları olacak. Bu puanlar; yazılı sınav, sunum, proje değerlendirmelerinin ortalaması hesaplanarak bulunacak. Ayrıca her ders için, öğrencinin sunum arkadaşı, birlikte çalıştığı proje ekibi, sınıfı ve okulunun puanı gibi ilave bir çarpan da olacak. Yani bir öğrenci, arkadaşı veya ekibinin başarısızlığından dolayı yarar sağlamak bir yana, zarara uğrayacak. Öğrenciler, arkadaşları iyi not aldıklarında, kendi notları da yükseleceğinden sevinç duyacaklar. Tüm sistem, rekabet değil dayanışma üzerine bina edilecek. Karşılaştırma, yarıştırma gibi kavramlar bugünkü konumlarını yitirecekler. Lisede ise sınav tümüyle kalkacak. Öğrenciler, sunumlardan aldıkları başarı puanları ve her dönem hazırlayacakları proje notlarıyla değerlendirilecekler. Projeler özgün olmak, ekibin iş paylaşımına dayanmak gibi temel öğelere sahip olacak. Projelerin konularına öğrenci ve öğretmenler birlikte karar verecekler.

Öğrenci genel olarak tüm derslerden başarısız ise ve herhangi bir yöne eğilimi belirlenemiyorsa gene de sınıfta kalmayacak. Bu tür öğrenciler, istemeleri durumunda, bazı temel dersleri almak kaydıyla, seçecekleri kamu kurumlarında kendileri için çeşitli görevler üstlenerek okullarını burada bitirebilecekler. Bu görevler öğrenciye toplumsallık, sorumluluk, hayvan sevgisi gibi duyguları aşılayacak: Yaşlı bakımevleri, hayvan barınakları, kimsesiz evleri, yardıma gereksinimi olan çocuklar için yetiştirme yurtları v.b. gibi. Öğrencinin okul dışındaki görevindeki başarısı, aynı okuldaki başarısı gibi değerlendirilecek ve bu görevde sağlayacağı başarı, okulda sağlayacağı başarı ile aynı biçimde ödüllendirilecek.

Burada öncelikle şunu belirtmeliyim ki, benim hayalimdeki sistemde ne ilköğretim, ne lise ne de üniversitelere merkezi bir sınav ile girilecek. Elbette, yukarıda belirtilen puana dayalı bir değerlendirme sistemi söz konusu olacak ve bu değerlendirme, öğrencinin sayısal, sözel yeteneği hakkında fikir verecek ancak liseler ve üniversiteler, kendilerine başvuran öğrencileri, kendi okullarının belirleyeceği kriterler ile değerlendirecekler. Bilgi içermeyen küçük testler, ya da farklı ölçümler uygulanabilecek. Okullar burada çeşitliliği gözetecek şekilde farklı seçimler yapabilecek. Yani, farklı yönleri gelişmiş öğrencileri seçebilecekler. Sınıfların, sayısal beceri, sanatsal yetkinlik, ekonomik durum, farklı ana dilde öğrenim görenler gibi her açıdan çeşitliliğe dayanmasına önem verilecek. Öğrenciler, farklı yönleri gelişmiş, farklı kültürlerden gelen arkadaşları ile dünyayı tanıyacaklar. Puan ve değerlendirme için bir örnek vermek gerekirse;

Mehmet Öz
------------------------------------------------
Dersler
İlköğretim Matematik Puanı (Tüm yılların ortalaması):  75
İlköğretim Sanat Puanı (Müzik, Resim, Drama ve diğer sanatlar, tüm yılların ortalaması):  30
İlköğretim Türkçe/Kürtçe/Anadil Puanı (Tüm yılların ortalaması):  55
İlköğretim Yabancı Dil Puanı (Tüm yılların ortalaması):  55
İlköğretim Beden Eğitimi (Spor ve Dans, Halk Oyunları) Puanı (Tüm yılların ortalaması):  85
------------------------------------------------
Diğer Değerlendirmeler
İlköğretim Değişim Programı Notları (Trabzon 3. Sınıfta 2 ay, Van xxx Okulu 5 ay v.b. gibi)
Arkadaşlarından Aldığı Dayanışma Puanı: 60
Rehber Öğretmen Notları
Diğer Öğretmenlerinin Notları
------------------------------------------------
Mülakat Değerlendirmesi
------------------------------------------------

Hepinizin Matematik veya Türkçe puanına odaklandığınızı biliyorum ancak buradaki hesaplamada bu türden bir öncelik yok. Yani Matematik puanı, Beden Eğitimi puanından daha fazla bir çarpana sahip değil. Ayrıca okul, notları diğerlerinden düşük olduğu halde,  öğretmen görüşlerinden ya da mülakat sonucundan etkilenerek öğrenciyi seçebilecek. İlköğretim Matematik – Sanat  puanları 75 – 25  olan öğrenciyle; 25 – 75 olan bir öğrenci, lisede aynı sınıfta yer alabilecek. Bu türden bir yaklaşım, çocuk üzerindeki anne babanın belli dersleri çalıştırma baskısını indirecek. Anne baba, çocuğunun sanat derslerinde başarılı olmasından dolayı, matematik dersinden alınan başarı gibi kıvanç duyacak.

Öğrenciler, kendisine en fazla destek olan öğrencileri belirtecek. Dayanışma puanı yüksek olan öğrencinin genel puanı da yükselecek.

Öğrencilerde sınav baskısı oluşturulmayacak. Öğrencinin aldığı not % 30 sınav, % 30 bir ders konusunun sunumu, % 40 proje olarak hesaplanacak. Sınavlar mümkün olduğunca test biçiminde hazırlanmayacak, sorular öğrencinin kendini ifade edebileceği cümlelerle yanıtlanacak.

Okul birincisi, okul ikincisi gibi sıralamalar yapılmamakla birlikte, proje ödülleri, en iyi sunum gibi ödüller olabilecek.

Aklınıza pek çok soru geldiğini biliyorum. “Mülakatlarda torpil yapılırsa?”, “Öğrenciler dayanışma notları için aralarında anlaşırsa?”, “Öğretmen sevdiği öğrencinin sunumuna yüksek not verirse?” v.b. gibi .
Yanıt : (Bkz. Güven)

Lise döneminde okullar, yüksek puanlı okullardan başlayarak, kendilerine başvuran veya kendi talep ettikleri öğrencileri değerlendirip kontenjanlarını dolduracaklar. Sırayla, dört ay içinde tüm öğrenciler okullara yerleşmiş olacak.

Yerleştirmeler MEB müfettişlerince denetlenecek. Burada belirlenecek tanıdık, arkadaş, çıkar karşılığı yerleştirmeler zincirleme olarak ilgili personel, yerleştirme yöneticisi ve okul müdürünün MEB’den çıkartılması ile cezalandırılacak.

Dersler (Müfredat)
Müfredat, ilköğretimde % 60 temel dersler, % 40 seçmeli dersler biçimindeyken, lisede % 40 temel dersler, % 60 seçmeli dersler olarak hazırlanacak. Kişi seçtiği bölüm dışında da seçmeli dersler alabilecek. Öğrencinin Kimya Meslek Lisesinde okuyor olması bir enstrüman dersi almasına engel olmayacak.

Liselerde öğrenciler, belli kontenjanlar dahilinde başka okullardan seçmeli dersler alabilecekler. Seçmeli derslerde bir sınır olmayacak ve her öğretmen MEB’e ders önerisinde bulunabilecek. Örneğin bir Edebiyat Öğretmeni bir yarı yıl için “Sait Faik ve Türk Öykücülüğü” gibi bir dersi ve içeriğini hazırlayıp MEB’e önerebilecek. Öğrenciler, onaylanan yüzlerce ders arasından seçimler yapabilecek. Müfredata bu şekilde katkı sağlayan ve tercih edilen öğretmenler ödüllendirilecek. Öğrenciler de almak istedikleri dersleri okul idaresine bildirecekler. Okul yönetimi, bu ders önerilerini web sayfalarında açıklayacak. Belli bir katılım olacağı konusunda hem fikir olunan ders önerileri, tüm diğer okul ve öğrencilerin görebileceği MEB  havuzuna atılarak ders hazırlayan kişiler tarafından öğrencilerin taleplerinin görülmesi sağlanacak ve bu doğrultuda çalışmalar başlatılacak. Her öğrenci, yılda en az bir seçmeli dersini hayvan barınakları, yetiştirme yurtları, bakımevleri gibi bir yerde çalışarak vermek zorunda olacak.

İşlenecek konular için, ders saatinin yarısı öğretmene, kalan yarısı bir öğrencinin o ders ile ilgili sunumuna ayrılacak. Öğrencilerin sunumu, öğretmenin desteğiyle hazırlanacak ve öğretmen, sonunda  sunumu sınıfla birlikte değerlendirip yorumlayacak olsa da sunum süresi içerisinde, öğrencinin anlatımına müdahale etmeyecek, kesmeyecek, ekleme çıkarma yapmayacak.

Proje konuları her dönem değişecek. Proje hazırlığı sırasında öğretmen, öğrencilerin okumalarını, kaynaklarını izleyerek önerilerde bulunabilecek. Bir proje grubu, konunun kapsamına göre en az iki, en fazla dört kişiden oluşacak. Öğretmen projenin alıntı olduğu, velilerin doğrudan katkısı olduğu veya projenin başarısız olduğuna karar verirse, projeyi gerekçelerini belirterek iptal edecek. İptal edilen proje için öğrenci o dersten sınıfta kalmış sayılacak ve aynı dersi, sonraki yarıyıl tekrar alacak. Eğer ders zorunlu ders değilse öğrenci onun yerine başka bir ders alabilecek. Proje notu tek olacak, yani bir projeden tüm öğrenciler aynı notu alacak. Proje iptal edildiğinde de karar ortak olacak ve o projedeki tüm öğrenciler o dersten kalmış kabul edilecek.

Yabancı dil dersleri, konuşma ağırlıklı olacak ve konuşma derslerinin -belli oranlarda- yabancı öğretmenler tarafından verilmesi sağlanacak.

Okullarda sahneler, konser ve sergi salonları olacak. Bu alanlarda, çeşitli dinletiler, müzikli oyunlar, dans gösterileri sahnelenecek. Öğrencinin sanat derslerindeki projelerinden en az bir tanesi bu tür bir gösteri biçiminde olacak. Öğrenciler sadece  sahnede görev almayacak, senaryo, kostüm ve yönetmenlik gibi tüm kademeler öğrencilerin olacak. Öğretmenler ise her konuda öğrencileri destekleyecekler.

Öğrencilere ödev verilemeyecek ancak proje, sunum gibi konular için, öğrenciler evde okuma veya araştırma yapabilecekler.

Nefret Kavramı, Milliyetçilik
Derslerin içinden, öğrencide nefret duygusu uyandırabilecek bölümler çıkartılacak.

Tarih, din, biyoloji gibi derslerde din, milliyetçilik veya batıl inanışlardan kaynaklanan dışlayıcı bölümler kaldırılacak. Bir dinin başka bir dine, bir yurdun başka bir yurda, bir halkın başka bir halka üstün olduğuna ilişkin bilgiler içeren kitaplar, temizlenecek. Türkler, Kürtler, Ermeniler, Romanlar, ülkemizde veya dünyada yaşayan diğer halklar için yaralayıcı, aşağılayıcı, karalayıcı veya diğerlerinden üstün tutan övücü sıfatların kullanılması yasaklanacak.

Öğrencilerde ırk, millet, coğrafya, zenginlik, soy, cinsiyet, din, renk gibi konularda üstünlük, ayrıcalık duygusu verebilecek hiçbir bilgi ve yönlendirme yapılmayacak. Hazırlanacak tüm içerik ve sistemsel yaklaşım eşitlik duygusu üzerine kurulacak. Eşitlik duygusu öylesine doğal ve yaşamsal olarak sistemin içine girecek ki, hiçbir konuda ayrıca bir eşitlik vurgusu yapmaya bile gerek kalmayacak.

Sınıflar
İlköğretimde sınıf sistemi olacak, ancak lisede, üniversitedeki gibi, öğrencilerin seçtiği dersler hangi sınıfta veriliyorsa, dersler de o sınıfta alınacak. Lisede derslerin bir bölümü online-dersler olarak alınabilecek. Ancak öğrenci bu şekilde elde ettiği fazla zamanı, okuldaki çeşitli kulüplerde veya kendi seçeceği bir sosyal kurumda harcayacak.

İlköğretimdeki sınıflar da sabit sınıflar olmayacak. Öğrenciler;  farklı odalar, açık hava derslikleri gibi olanaklara sahip olacaklar.

Değişim Programları
Eğitim sisteminin itici gücü, değişim programları olacak.

İlköğretimde 4. Sınıftan sonra her yarıyıl, süresi bir aydan az olmamak üzere, okullar arasında öğrenci değişimi yapılması zorunlu olacak. Öğrenciler, toplamda sekiz farklı bölgeyi, oradaki değişim ailelerinin veya sorumlu ailelerin yanında, yoksa yatılı okullarda kalarak tanımış olacaklar. Bölgeler seçime tabi olmayacak ve öğrenciler Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu, Karadeniz, Ege gibi tüm bölgeleri başka ailelerin yanında ve farklı okullarda tanıyacaklar.

Lise döneminde ise her yıl en az 30 gün olmak üzere bir kez yurt dışı bir kez yurt içi bölgeler olacak biçimde, her öğrenci değişim programındaki diğer okullarda veya MEB’in anlaşmalı olduğu yurt dışı okullarda aileler yanında değişim programlarına katılacak. Bu ülkeler, dünyanın farklı bölgeleri arasından seçilecek ve ilk kez Avrupa’ya giden bir öğrencinin ikinci yolculuğu Asya, Afrika gibi farklı seçeneklerden birisi olacak.

Değişim programları öğretmenler için de geçerli olacak, öğretmenler yarıyıl boyunca başka ülkelerin okullarında ders verirken, yabancı okullardan gelecek öğretmenler de MEB okullarında ders verecekler. 

Özel Okullar ve Dershaneler
Bu sistemde dershanelere veya özel derslere gerek olmasa da herhangi bir yasak olmayacak. Dershaneler, MEB tarafından denetlenecek ve müfredata uygun oldukları sürece istedikleri konuda eğitim verebilecekler ancak öğrenciler müzik, resim, futbol, kuran, bale gibi hangi konu olursa olsun, bir eğitim kurumundan bir haftada, toplam iki saatten fazla ders alamayacaklar. Öğrencilerin dinlenme saatlerinin ihlal edildiğinin belirlenmesi durumunda veli ve dershanelere ağır yaptırımlar uygulanacak.

Özel Okullar da çeşitliliği ve kaliteyi artırdığı sürece var olmaya devam edecek ancak ücretli olmayacaklar. Özel okulların bütçeleri devlet tarafından onaylanacak ve okulun, devletçe karşılanan bütçesi benzer bir devlet okulunun bütçesinden % 25'ten daha fazla olamayacak. Ancak özel okullar, öğrenci dışındaki kaynaklardan da (vakıf v.b. gibi) gelir sağlayabilecekler. Bu gelirler denetime tabi olacak. Okul bedeli, devlet ve vakıflar tarafından karşılandığından öğrenciden herhangi bir ücret alınamayacak ve en yoksul ailelerin çocukları bile bu okullara başvurabilecekler.

Giyim Kuşam
İlköğretimde ve lisede, öğrenciler serbest kıyafetle okula gelecekler. Rehber öğretmenler, giyim kuşam konusunda öğrencilere önerilerde bulunabilecek.

Lisede, erkek öğrenciler saçlarını dilediği gibi uzatabilecek, kız öğrenciler türban takmak istiyorlarsa takabilecekler.

Törenler, Bayramlar
Eğitim yılının ilk günü ders girişinde ve son günü ders çıkışında, kısa süreli, sade bir tören düzenlenecek.  İlköğretim okulları, 29 Ekim, 1 Mayıs ve 23 Nisan’da, liseler ise 29 Ekim, 1 Mayıs ve 19 Mayıs’ta kutlama yapacaklar. Bu kutlamalar, tümüyle öğrenciler tarafından hazırlanan konserler, müzik yarışmaları, spor karşılaşmaları, dans gösterileri, partiler, yemekler gibi etkinliklerden oluşacak. Konuşma, resmi geçit, şiir okuma, askeri tören benzeri tüm uygulamalar kaldırılacak. Gösterilere katılmak isteğe bağlı olacak.

Yukarıdaki günler dışında kalan günlerde planlı herhangi bir anma veya kutlama yapılmayacak ancak öğrenciler isterlerse belirli günleri kutlamak veya anmak üzere etkinlik düzenlemekte özgür olacaklar.

Öğretmenler
Tüm sistem, öğretmenler üzerine kurulacak. Öğretmenler, MEB’in belirlediği içeriği, derste işleyen okutmanlar değil, bu içeriği yeniden oluşturan, farklı yöntemler geliştiren, iletişim, empati, sorgulama gibi yetenekleri gelişmiş kişilerden seçilecek. Öğretmenler, sınıfta ders anlatan kişilerdense, bir dersi yönlendiren, koordine eden, öğrencilerle birlikte anlatıp, birlikte dinleyen kişilere dönüşecek.

Öğretmenler, öğrenciler tarafından değerlendirilecek. Bu değerlendirme sonucunda okul yönetimi, öğretmeni eksikleri konusunda uyarıp, önlemler alacak. İki dönem üst üste öğrenciler tarafından başarısız bulunan öğretmen, MEB tarafından incelenecek ve gerekirse görevden alınacak.

Farklı mesleklerden kişiler de özel bir konuda ders vermek için, okul ile anlaşma yapabilecek. Bu kişinin MEB’den alabileceği bir pedagojik formasyon olacak. Eğer kişi buna sahip değilse, bir yardımcı öğretmen gözetiminde gene ders verebilecek. (Ör. Dağcılık, Marangozluk, Çatalhöyük Kazıları, Klarinet, Dağ Bisikleti, Dalış Teknikleri, Fotoğrafçılık v.b. gibi)

MEB, Türkiye'de çalışmak isteyen yabancı öğretmenlere kolaylık sağlayacak. Koşulları sağlayan, farklı ülkelerden yabancı öğretmenler, okullarımızda görev alabilecek. Okullar, yalnızca öğrenciler için değil, öğretmenler için de çeşitlilik sağlamayı hedefleyecek. 

Okullar
Okullardaki tekdüze görüntü, yerini rengarenk bir karmaşaya bırakacak. Liselerde okulun ve derslerin başlama - bitiş saatleri esnek olacak. Öğrenciler ders durumlarına göre okula gelecekler.

Okuldaki bölümlerin en fazla % 40’ı sınıflardan oluşacak. Diğer % 60 ise spor, dans, halk oyunları için ayrılmış salonlar, sanat odaları, müzik dinleme odaları, konser ve sergi salonları, sahneler, öğrenci kulüpleri için ayrılmış odalar, öğrenci toplantı odaları, sinema salonlarından oluşacak. Her okulda tarım yapılabilecek büyüklükte en az bir dönümlük bir tarla olacak. Bu alanın dışında yürüyüş, koşu için ayrılmış bir yeşil alan ve gürültüden uzak, birbirinden ayrılmış açık hava derslikleri ve eski Yunan uygarlığındakine benzer küçük tiyatrolar olacak. Özel araç gerektirmeyen dersler, olabildiğince açık hava dersliklerinde, sanat dersleri, prova ve gösteriler ise açık hava tiyatrolarında yapılacak. Öğrenciler tarım bölgesinde ve diğer alanlarda ekme, dikme, bakım gibi etkinliklerde bulunacaklar. Okullarda yeterli alan olması durumunda, belli sayıda sokak köpeği ve kedisi bakılabilecek düzenlemeler yapılabilecek. Buraya yerleştirilecek hayvanlar, barınaklardan getirtildikten sonra, beslenme ve bakımları, ilgili öğrenci kulüpleri tarafından yapılacak. Hayvanlar, kafeslerde veya kısıtlı alanlarda değil öğrencilerle birlikte aynı alanlarda bulunacak. Hayvanların, açık hava derslikleri, tiyatrolar ve belli kapalı alanlara girmeleri serbest olacak. Barınak tarafından belli aralıklarla, hayvanların kontrolleri yapılacak ve bakımları ile ilgili bir olumsuzluk varsa, barınak yetkilileri ilgili öğrencileri önce uyarıp, sonra hayvanları geri alabilecek.

Şubat tatili 15 gün, yaz tatili ise 30 gün olacak. Öğrenciler, bu tatilleri aileleri ile geçirebilecekleri gibi, MEB’e başvurarak; çadırda konaklamalı, doğa kamplarına ücretsiz katılabilecekler. Bu kamplar, yüzme, okuma, spor, müzik etkinliklerine açık, öğrencilerin dinlenmesini amaçlayan tatil kampları olacak ve askeri disiplin uygulanmayacak.

Öğrenci Kulüpleri
Öğrenciler okul yönetimine bildirmek kaydıyla istedikleri konularda kulüp kurabilecekler. Dağcılık, okul radyosu, bisiklet, paten, dalış gibi uzmanlık, güvenlik ekipmanı ve teknolojik yatırım gerektiren kulüplerin etkinlikleri, MEB’in atayacağı uzmanların desteği ve gözetiminde yapılabilecek. MEB uzmanları gerektiği durumda yakın okulların kulüplerini birleştirerek ortak etkinlikler düzenleyebilecek. Lise öğrenci kulüpleri, sendikalar ve sivil toplum örgütleri ile birlikte hareket edebilecek, partilerden bağımsız olmak kaydıyla siyasi faaliyetlerde bulunabilecekler. (Ör. İşçi Dayanışma Kulübü)

Okul Yönetimi
Okulda yönetim, üç gruba dayanacak. Öğrenci, öğretmen ve MEB tarafından atanan yöneticiler.

Öğrenciler ve öğretmenler, oylama yöntemiyle her yıl, bir sonraki yılın öğrenci temsilcisi ve senatosunu seçecek. Bu oylamada her öğrenci ve öğretmenin bir oy hakkı olacak.

Aynı şekilde öğretmenler, oylama yöntemiyle her yıl, bir sonraki yılın öğretmen temsilcisi ve senatosunu seçecek. Bu oylamada her öğretmenin bir oy hakkı olacak. Öğrencilerin bu oylamada oy hakları olmayacak.

MEB tarafından atanmış olan okul yönetimi zaten her yılın başında belirlenmiş olacak. Okulla ilgili kararlar alınırken bu üç ana unsur bir arada bulunacak. Oylama ile alınacak kararlarda, öğrenci senatosu, öğretmen senatosu ve okul idaresi oylamaya katılacak.

Özel günler ve sunumlarda öncelik öğrencilerde olacak. Sunum, konuşma v.b. gibi tüm etkinliklerde konuşmaları öğrenciler ve öğretmenler yapacak. Okul yönetimi bu tür etkinliklere sadece organizasyon anlamında destek verecek.

Okuldaki etkinliklerle ilgili başvuru ve duyurular internet üzerinden gerçekleştirilecek.

Parasal Konular
  • Okullardaki tüm araç gereç, defter, kitap, kostüm ücretsiz olarak devlet tarafından karşılanacak. (İlköğretim, Lise)
  • Tüm toplu taşım hizmetleri, öğrenciler için ücretsiz olacak. (İlköğretim, Lise, Üniversite)
  • Okullarda verilecek yemekler için öğrencilerden hiçbir bedel alınmayacak. (İlköğretim, Lise, Üniversite)
  • Eğitim sistemi içinde uygulanacak ödül ve yaptırımlar, parasal olmayacak.

Bunlar düş, onun için de gerçek yaşamla bağlantısı yok denecek kadar az diyebilirsiniz. Benim görüşüm ise bu düşün aslında gerçek olduğu, bizim şu anki sistemimizin gerçeklerden uzak bir gölge oyunu olduğu yönünde. Yukarıda yazdıklarımın büyük bölümünü öğrencilerin yazılarından, meraklarından, konuşmalarından, isteklerinden derledim. Kimse ‘Hani bu sistemin kaynağı?’, ‘Nerede böyle öğretmen?’ demesin. Eğer bizler kara yollarına, köprülere değil de eğitim sistemine yatırım yapmayı düşünürsek kaynaklar kolayca bulunabilir; öğretmenlerimizi özgür bırakırsak, içlerindeki yaratıcılığı şaşkınlıklar içinde izleyeceğimize eminim. Güvenmeyi, göze almayı, dayanışmayı yeniden öğrenmeliyiz.

Evdeki bulgur böceklenmiş. Bunu ayıklamayla uğraşacağımıza, çöpe atalım gitsin. Artık okullar, sanayi kuruluşlarına, bankalara, mağazalara nitelikli personel yetiştirme yerleri olmasın. Bir devrim gerekiyordu bize. Öğrenciler, bizden önce bu devrimi yaptılar. Yenildik. Yenildiniz. Gençler, sizin derslerinizi, ahlaki değerlendirmelerinizi, bilimsel zırvalarınızı dinlemiyorlar artık. Benlikleriyle, ruhlarıyla bu devrimi gerçekleştirdi onlar. Bundan sonra, bu değişime direnen öğretmenler, kitaplar ve okullar, öğrencilerin zihninde esir kampına düşmüş askerler gibi yaşamak zorundalar. Bize düşen artık teslim olmak, bu devrimi kabullenmek ve pılımızı pırtımızı toplayıp, okulları öğrencilere terk etmek.

Ek İzleme Önerileri:
1- Mitra, Sugata : The child-driven education,  http://www.ted.com/talks/sugata_mitra_the_child_driven_education , Erişim Tarihi: 18.05.2014
2- Ken Robinson, : How schools kill creativity, http://www.ted.com/talks/ken_robinson_says_schools_kill_creativity , Erişim Tarihi: 18.05.2014
3- Venezuella Gençlik Orkestrası-Belgesel,  http://www.youtube.com/watch?v=wpag87e1tos , Erişim Tarihi: 18.05.2014

Videolardan beni haberdar eden, arkadaşım Faruk Şahin'e teşekkür ederim.

Hiç yorum yok: