24 Eylül 2014 Çarşamba

Polis Operasyonları

'Hep polis olmayı istedim' dersem yalan olur. Bendeki polislik merakı sonradan başladı. Sanırım üç yıl önceydi. Bir gazetede, Kumburgaz’da bir fuhuş operasyonunda, içerideki polisin, baskını başlatmak için dışarıdaki polisleri telefonla arayıp ‘Havalar ısındı, etekler kısaldı’ dediğini okumuştum. (1) Baskını başlatan bu parolayı duyduğum an etkilenmiştim. Operasyonu başlatan polisin biraz daha zamanı olsa, Bekir Sıtkı Erdoğan’ın ‘Yosma’ şiirine gireceğinden neredeyse emindim.

Bir yar sevdim, etekleri yeldirme,
Yeldirir sallanı sallanı kafir...
Sakın dedim, kimselere bildirme!
Bildirir sallanı sallanı kafir...

O günden sonra,  gazetelerin -daha önceden es geçtiğim- üçüncü sayfa haberlerini okumaya başladım. Operasyonun başarılı olup olmadığı, kimlerin tutuklandığı umrumda değildi, sonradan fark ettim ki ben sadece bir tek şeyi merak ediyordum: Operasyonu başlatan parola neydi? Okulda ağırlıklı olarak Shakespeare okumuş da mecburen eline silah tutturulmuş gibi görünüyordu bütün polisler, artık bana. Sanırım polisler de yaptıkları işten iyice sıkılmış, artık bu siktiriboktan operasyonların kimsenin ilgisini çekmeyeceğini anlamışlardı. Bu tekdüze baskınlardan ilginç bir haber yaratmak, kendi varoluş nedenlerini ortaya çıkarmak, renkli iç dünyalarını göstermek için tek fırsatları vardı: Parolalar. Sezar’ın hakkı Sezar’a. Polisler de bu fırsatı son derece iyi kullanıp, baskını dramatik bir yaklaşımla ele alarak, İstanbul’da ‘Bir Garip Orhan Veli’ ya da sahnede birer Hamlet’miş gibi, yaratıcılıklarını konuşturmaya başlamışlardı.

 (2)

Elbette her polisin ilgi alanı farklı. Baskını başlatan parolalarda kimi polis şiirsel göndermelerle öne çıkarken, kimi gündemdeki olayları yorumluyor, kimi de futbol dünyasına değiniyor. İşte size, futbol liginin başladığını müjdeleyen, bir masaj salonu operasyonu:

Avcılar’da faaliyet gösteren bir güzellik merkezine giren iki polis memuru, yaptırdıkları masajın ardından, kadınlardan birinin “Ekstra ücret verirsen ayaklarını yerden keserim. Çok rahatlarsın.” teklifini kabul etti. Üzerindeki kıyafetleri çıkaran kadın, müşteri zannettiği kişinin “Bu kadar yeter, polis” deyip kimliğini göstermesi üzerine, baygınlık geçirdi. Dışarıda bekleyen komiserini cep telefonundan arayan polis memuru, “Türkiye ligi start aldı” parolasıyla baskının startını verdi. (3)

Şu profesyonelliğe, şu gündeme değinmekteki inceliğe bakar mısınız lütfen. Ben bir okur olarak şunu söyleyebilirim ki, bu hikaye satar arkadaş. Futbol var, seks var, polisiye desen zaten var. Hemen ortalığı bulandırmayın, aklınıza takılan soruyu ben de biliyorum, polis kimliğini gösterdikten sonra, komiseri arayıp ‘Komiserim, operasyona başlayabiliriz’ dese olmaz mı? Zaten kimliğini açıklamışsın, daha ne parolası, ne Türkiye ligi diyorsanız, çok yanılıyorsunuz. Burada amaç operasyon yapmak değil, asıl amaç, gazetelerde yer alacak bir haber için en iyi senaryoyu yazıp en güzel sahneyi yaratmak. ‘Masaj ve Ötesi’ ekibi içinse hiç kaygılanmayın, onlar da bu oyunda yer alan figüranlar. Çantalarıyla yüzlerini kapattıkları fotoğrafları ertesi gün gazetede arayacaklar: ‘Kız biraz göbekli mi çıkmışım?’ Elbette oyun sahneye konduktan kısa süre sonra hepsi serbest kalacak.

Bu kez, 11 Eylül 2012 tarihindeki Türkiye-Estonya futbol maçı öncesinde Aksaray’daki bir gece kulübü baskınındayız. Alkol ve meyve siparişi veren dedektifler, masaya davet ettikleri kadınların bir gece için 500'er TL istemesi üzerine "Bugün Estonya'yı gollerle uğurlarız. İstersen iddiaya bile girerim." parolasıyla baskının startını veriyorlar. Baskının sonucunu bilmiyoruz ama Türkiye maçı 3-0 alıyor. (4)

Elbette sadece futbol değil, diğer spor dallarıyla ilgilenen polislerimiz de var. Örneğin, 17 Kasım 2013’te düzenlenen bir polis operasyonunu başlatan parola, aynı gün koşulan Avrasya Maratonu’nu gündeme getirerek, dikkatlerimizi atletizme çekiyordu. (5)

Polislerin bayramlarımız ve diğer özel günlerimizi unuttuğunu sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. 2010 yılında Ramazan Bayramından bir süre sonra yapılan bir operasyonda, polislerden biri dışarıda bekleyen amirlerine “Geçmiş bayramınız kutlu olsun. Ben Kumburgaz’dayım” parolasıyla baskının startını vermişti. (6) Bu operasyondan yaklaşık iki ay sonra yapılan başka bir baskının başlangıç parolasıysa, “Noel geliyor. Hazırlıklar tamam. Tek eksik sizsiniz” idi. (7)

Elbette polislerin başarısız bulduğum parolaları da var. Örneğin, 2011 Mayıs ayında yapılan bir operasyonda polislerin tercih ettiği parola: “Mayıs yağmuru devam ediyor mu? Burada müzik ve kızlar süper" idi. (8) Yine 2011 Mayıs ayında yapılan bir operasyonda, polis, baskını başlatmak için aşağıdaki parolayı kullanmıştı: “Komple bakım ve kızlar güzel. Sen de gel, katıl". (9) Biraz sert eleştiriyor olabilirim, kimse kusura bakmasın ama bizim polislerimizden beklediğimiz parolalar bunlar değil. Soruyorum size, bu tür estetikten yoksun, içinde yaratıcılığın y’si olmayan parolalar ile operasyonlar düzenlemek, teşkilatı yıpratmak isteyen gafillerin eline koz vermekten başka ne işe yarar? Parolaya bakın: 'Kızlar güzel, sen de katıl'. Bir söz sanatı yok, gündeme değinme yok, şiirsellik hak getire. Ben bunun gibi üç operasyon parolası daha okusam, sonrakileri okur muyum sanıyorsunuz? Bu polise “Oğlum sen ne yapıyorsun?” diye soracak bir amiri yok mu, bu kadar mı sahipsiz kaldı bu güzide teşkilat? Neyse biz konumuza dönelim.

Sanırım, bugüne kadar, gazetelerde yüzlerce fuhuş operasyonu okumuşumdur. Bu operasyonların ortak noktalarından birisi de polisin hayat kadınları ile sıkı bir pazarlık yapmasıdır. En başta anlamıyordum, “Beş yüz liraya da anlaşsam, pazarlıkla üç yüz liraya da düşürsem, iki dakika sonra baskın yapıp verdiğim parayı geri alacak olduktan sonra ne uğraşıyorum lan ben pazarlık yapmakla?” gibi bir düşünce geliyordu aklıma. Bir süre sonra bu düşüncemin yanlış olduğunu anladım. Polis burada, hem tutumlu olmak konusunda ince bir mesaj veriyor, hem de halkımıza gösteriyordu ki, en başta beş yüz isteyen zanlılar, üç yüz liraya kadar düşebiliyor. Dolayısıyla, ‘pazarlık yapmak ayıp olur’, ‘cimri görünürsem partnerimin gözünden düşerim’ gibi yargıların yersiz olduğu, her işte olduğu gibi bu alanda da halkımızın çatır çatır pazarlık yapabileceğini vurguluyordu polis bu davranışı ile. Ben, bin iki yüz liradan açılan fiyatı, dört yüz yirmi liraya kadar düşüren polisler olduğunu biliyorum. Hatta Kayseri’deki bir operasyonda polisin dört buçuk saatlik pazarlık sonunda, hayat kadını ile bedavaya anlaştığı, ancak baskın sonrasında, herhangi bir para alışverişi olmadığından hayat kadınının serbest kaldığını duymuştum. (10) Ayrıca, ücretler konusundaki bu bilgilendirme ile polis, piyasa fiyatları konusunda bilgisi olmayan vatandaşlarımızı da uyarmış oluyor. ‘İki yüz liran varsa hiç bulaşma’, ‘Beş yüzün varsa hepsini kaptırma’, ‘Bin liran varsa haftada üçe kadar yolu var, evde oturma’ şeklinde bir yönlendirme hizmeti sunuyor bizlere.

Bu operasyonlar öylesine ilgimi çekiyor ki bazen rüyamda kendimi polis olarak görüyorum. Geçenlerde rüyamda, adı Cafer olan bir uyuşturucu mafyasına baskın düzenleyen ekipteydim. Torbacılarla sıkı bir pazarlık yaptıktan sonra ödemeyi yapıp hemen kimliğimi açıkladım. O anda cep telefonumdan dışarıdaki ekibi arayarak ‘Cafer sıçtı, bez getir’ diyerek operasyonun startını verdim. Bir keresinde de (rüya tabii ki) teşkilatın içinde yürütülecek çok gizli bir operasyonun içindeyim. Fuhuş mafyası ile ortaklaşa çalışan kendi amirlerimize baskın yapıyoruz. Ben bir mekanda, görevini kötüye kullanan bu polisler ile gizlice buluşup, seslerini kaydettikten sonra, bunun bir baskın olduğunu söyleyip, dışarıdaki ekibe Can Baba'nın, ‘Belkim Bir Kertenkeleyim’ şiirinden aşağıdaki dizeleri göndererek startı veriyorum.

düdük çalar hırsızlanmış polisler
ben korkudan üstlerime işerdim
üç yıldızlı bir albaydı gökyüzü
karşısında önüm açık gezerdim.

Hayal dünyası işte. Ne yazık, polis olma yaşım geçti, bundan sonra operasyonlarda ancak hırsız olarak yer almam mümkün gibi görünüyor. Ben yine de, asıl olan sahneye konacak oyunun güzel olması, rolün kötüsü olmaz diye düşünüyorum. Yalnız, operasyonlara katılmak için iki tane şartım var: Bir, baskının startını verecek parolayı ben söyleceğim; İki, hırsız olursam yüzüm açık kalabilir ama eğer polis olursam, yüzümü kapatacağım.

Son bir uyarıyla yazımı bitireyim. Yeni sezonda izlediğim birkaç operasyonda, polislerde biraz tıkanmışlık görüyorum. Ortalıkta hep benzer parolalar dönüyor gibi geliyor artık bana. Bence polisler, daha özgür düşünmeli, söylenmemiş sözleri söylemeye cesaret etmeliler. Gerçek yaşama göndermede bulunmak isteyen polisler için, operasyon başlatacak birkaç parola örneği vererek yazımı noktalamak istiyorum. Parolaları, bana telif ödemeden rahatlıkla kullanabilirler. Zaten kendi sözleri:

“Çektim, sıktım üç tane” (11)
“İyi stres attık” (12)
“Hava sıcak da olsa, beyaz bereni takmayı unutma” (13)

Kaynakça
1- Doğan Haber Ajansı, 14.05.2011, http://www.dha.com.tr/havalar-isindi-etekler-kisaldi_161878.html, Erişim Tarihi: 23.09.2014
3- Habertürk, 23.08.2012, http://www.haberturk.com/gundem/haber/770167-kasik-masaji-boyle-bitti, Erişim Tarihi: 23.09.2014
4- Habertürk, 11.09.2012 http://www.haberturk.com/gundem/haber/775589-bu-kalcalara-erkekleriniz-bayiliyor, Erişim Tarihi: 23.09.2014
5- Sabah Gazetesi, 18.11.2013, http://www.sabah.com.tr/Yasam/2013/11/18/fuhus-baskinina-maraton-parolasi, Erişim Tarihi: 23.09.2014
6- Vatan Gazetesi, 20.10.2010, http://www.gazetevatan.com/-fuhus-ta-polis-parolasi--341711-gundem/, Erişim Tarihi: 23.09.2014
7- Takvim Gazetesi, 22.12.2010, http://www.takvim.com.tr/guncel/2010/12/22/venezueladan_transfer, Erişim Tarihi: 23.09.2014
8- Haber3.com, 05.05.2011, http://www.haber3.com/askin-baskini-olmaz-haberi-813503h.htm, Erişim Tarihi: 23.09.2014
9- Takvim Gazetesi, 13.05.2011,  http://www.takvim.com.tr/guncel/2011/05/13/sultan-sefasi, Erişim Tarihi: 23.09.2014
10- Külliyen yalan
11- Bianet.org, 04.12.2013, http://bianet.org/bianet/insan-haklari/151803-silahi-cektim-siktim-uc-tane-tamam-sus, Erişim Tarihi: 23.09.2014
13- Bianet.org, 20.01.2014, http://www.bianet.org/bianet/siyaset/152925-polislerin-beyaz-beresi-mecliste, Erişim Tarihi: 23.09.2014

Hiç yorum yok:

Hakkımda

Fotoğrafım

Caz Yapma; sanat, edebiyat, gündelik yaşam, çevre, iklim değişikliği ve caz müziği konulu yazılarımdan oluşuyor.