27 Nisan 2015 Pazartesi

Roboski'nin Katırları

Eşeklere duyduğum sevginin ilk kaynağını hatırlamıyorum. Küçükken Isparta’daki köyümüze gittiğimde ilk kez binmiştim bir eşeğin sırtına. Bakışlarından mıdır yoksa sesinden mi bilmiyorum küçüklüğümden beri hep duygusal bir hayvan olarak bildim eşekleri. Yıllar geçti. Bizlerin sayısı artarken, eşeklerin sayısı giderek azaldı. Öyle ki, artık eşek görünce, türü tükenen bir hayvan görmüş gibi sevinmeye başladı çocuklar. Yıllar sonra at binmeyi de öğrendim. Ata binme tekniği, eşeğe binmenin yanında çok daha ustalık gerektirse de, eğitilmiş atlara, daha önce tekrarlatılarak ezberletilmiş hareketler, eşeğe binmenin doğallığını yaşatmadı hiç bana.

Dişi bir atla, erkek eşeğin çiftleşmesi sonucu ortaya çıkan melez yavrulara ise katır deniliyor. Anadolunun melezliği ile ilgili daha önce birkaç yazı yazmıştım. Katırlar da Anadolunun özüne benzer, melez hayvanlar. Hem eşeğin, hem de atın özelliklerine sahip olan katırlar, at kadar hızlı koşamasa da bacakları at kadar narin olmadığından kolayına sakatlanmazlar. Eşekten hızlı, attan yavaş giderler. Bir ata kıyasla sıcağa ve susuzluğa daha dayanıklıdırlar. Yemekleri konusunda çok seçici olmadıklarından, yoksul Anadolu köyleri için, attan da eşekten de daha kolaydır beslenmeleri. Yük taşımak için her iki türden de elverişlidirler. Ve,

Katırlar, kurşuna dizilmedikçe attan da eşekten de uzun yaşarlar. 

Sağdan soldan derlediğim bilgiler bunlar. Peki, hangi suçu işlerse kurşuna dizilir bir katır, hangi günah, mevzilenmiş askerler tarafından taranmasına neden olabilir? İşte bunu bilmiyorum.


Bu soru nereden çıktı demeyin. Önce Roboski’ye dönelim. İki yıl önce, bir gün sen de Roboski’nin katırlarını yazacaksın deseler inanmazdım. Anımsayın, Uludere Katliamının üzerinden birkaç gün geçmeden Yılmaz Özdil, Hürriyet Gazetesi’nde 6 Ocak 2012 tarihinde, “Sayın Kaçakçı” adlı bir yazı yazmıştı. Yazı aşağıdaki gibi başlıyordu :  (Noktalama hataları ve anlatım bozuklukları yazara ait)

“Sayın Kaçakçı (1)

Babası eşek.

Anası attır.

Eşek, atı becerir.
Katır doğar.

*
At’tan küçük, eşek’ten cüsselidir.
Her ikisinin toplamından kuvvetlidir.
Kromozom sorunu nedeniyle kısırdır.
Ancak, katır ırkı yok edilse bile...
Eşek’lik varoldukça nesli tükenmez.

*

Kaçakçılık katır’dır.

*

Yasak aşkın meyvesi.

*

Kimin kimi, hangisinin hangisini becerdiğinin bi önemi yoktur... Neticede, devlet’le kaçakçı’nın çiftleşmesidir.

*

Mazot zamlandıkça, sigara zamlandıkça, yani vergiye binildikçe, katır da kıymete biner, fiyatı yükselir. Şu anda ikinci el’i tiko para beş bin lira... Her defasında 140 litre mazot veya 400 paket sigara taşıyabilir. TÜİK’e göre, memlekette 50 bin katır var, 30 bini orda, hesap et.

*

Entel barların romantik tayfası “50 liracık için canını tehlikeye atmak zorunda kalan masum köylü” filan diyor ama... Haftada iki sefer yaptığında, ayda 15 bin lira kazanıyor o masum!

*

Aslına bakarsanız, bizim entel’lerle katır’ların ortak özelliği var. İkisi de viski içiyor. Evet, viski içiriyorlar katır’lara...
Sebebini herhalde veteriner hekimler daha iyi açıklar ama, enerji patlaması yapıyor. Yük kapasitesi, sürati artıyor.
Nasıl olsa, viski de kaçak, sudan ucuz.” (Yılmaz Özdil - 6 Ocak 2012, Hürriyet)


Şimdi sözü aşağıdaki videonun bir saat yirmi dokuzuncu dakikasındaki Muhammed Encü’ye getirmek istiyorum. 13 yaşında Uludere’de ölen Muhammed Encü, köpekleri, atları, katırları seven bir çocukmuş. Veteriner olmak istiyormuş Muhammed. Evindeki yemekleri köpek yavrularıyla paylaşan, onlar üşümesin diye bahçeye çadır kuran Muhammed.


Ümit Kıvanç’ın “Ağlama Anne, Güzel Yerdeyim” adlı Uludere belgeselinde Yılmaz Özdil’in ‘Sayın Kaçakçı’ diyerek alay ettiği ve ayda on beş bin lira kazandıklarını öne sürdüğü kişilerin evlerinde yapılmış tüm çekimler. Bu evlere, insanlara, insanların hayallerine bir bakın lütfen. Her yanından yoksulluk, saflık, güzellik akan bu insanlar için, işte yukarıdaki yazıyı yazmıştı Yılmaz Özdil.

Onun için Uludere’deki katırlar bana vicdansızlığı çağrıştırdı hep. Katırların kaderiyse aradan geçen zamanda hiç değişmedi. Uludere’deki kaçakçılığı önlemek için devletin bulduğu son yöntem ise kaçakta kullanılan katırları öldürmek. Şırnak Valisi Ali İhsan Su "Katırların öldürülmediğini, uçurumdan atladığını"(2) iddia etse de Dicle Haber Ajansının yayınladığı görüntüler katırların jandarma tarafından kurşuna dizildiğini gösteriyor.


Bu görüntüleri izledikten sonra ne denebilir ki? Ne olur, sırtınızı sıvazlayan komutanlarınıza, size nefret tohumu aşılayan liderlerinize inanmayın. Anadolu topraklarında çocukları bombalayarak, katırları kurşuna dizerek kahraman olamazsınız. Çocuklarınıza anlatamayacağınız hiçbir hikaye, sizi yüceltmez bu topraklarda. Askerliğiniz bitip evinize dönünce hangi yüzle sarılacaksınız annenize, hangi yüzle bakacaksınız çocuklarınızın gözüne? Çocuğunuz günün birinde, bir hayvanı sevmek için elini uzattığında, bir gün katırları kurşuna dizerken benzer bir zevk aldığınızı söyleyebilecek misiniz ona, yoksa gizleyecek misiniz çocuğunuzdan bu kahramanlığınızı? Annenize anlatamadığınız, çocuklarınızdan sakladığınız bu kahramanlık hikayelerinin, insanlık tarihinin utanç sayfalarını doldurduğunu görmüyor musunuz?

Ölümden, savaştan, yalandan, artık yorulduk, yıldık, usandık. 


Kürt, kaçakçı, hain, terörist. Ne zaman bitecek bahaneleriniz.

Çocuk, genç, katır, can. Ne zaman bitecek kurşunlarınız?

Köylüler terörist olmuş, çocuklar  kaçakçı. Katırlarsa intihar etmiş. Ne zaman bitecek yalanlarınız?

Kahraman devletimizin, kahraman valileri. Kahraman ordumuzun, kahraman askerleri. Kahraman gazetelerimizin, kahraman yazarları. Sizlere soruyorum:

Bahaneleriniz, kurşunlarınız, yalanlarınız ne zaman bitecek? 

Kaynakça:
1-Yılmaz Özdil, Sayın Kaçakçı, 6 Ocak 2012, Hürriyet Gazetesi, http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19614987.asp, Erişim Tarihi: 27.04.2015
2-T24, Katırlar İntihar Etti Diyen Vali Meclis Gündeminde 17 Nisan 2015 , http://t24.com.tr/haber/katirlar-intihar-etti-diyen-vali-meclis-gundeminde,293852, Erişim Tarihi: 27.04.2015

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Ne zaman bitecek ? ne zaman halk devrimi gerçekleşirse.

Hakkımda

Fotoğrafım

Caz Yapma; sanat, edebiyat, gündelik yaşam, çevre, iklim değişikliği ve caz müziği konulu yazılarımdan oluşuyor.