29 Ağustos 2015 Cumartesi

Yeni Çatışma Alanları

Son günlerde bir şey fark ettim, yıllardır birbirini boğazlayan insanlarımız artık aynı konularda uğraşmaktan bıkmış. Eskiden Alevi-Sünni konusu açıldığında iki saat aralıksız konuşabilen bir arkadaşım, geçen gün televizyonda bu türden bir tartışmayı görüp “amaan” diyerek kanalı değiştirdiğinde iyice anladım bunu. Beş yıl önce kadınların başörtüsü takmasında onlarca sakınca bulan komşum geçenlerde “bana ne canım, ne istiyorlarsa taksınlar” dediğinde, durumun hangi noktalara geldiğini iyiden iyiye fark ettim. Yöneticilerimiz, halkı birbirine düşürmek için elli yıldır ne yazık ki hep aynı yollara başvuruyorlar. Artık Türk-Kürt kavgası bile eskisi gibi değil. Siz bir askerin çıkıp da “neden barış gelmiyor” diye isyan ettiğine hiç tanık olmuş muydunuz? Nerede o eski ‘misliyle yanıt vermeler’, ‘doğduğuna pişman etmeler’? Bugünkü çatışmalar, heyecanı kalmamış bir evlilik gibi. Ateşli kavgalar, kafada tabak kırmalar yerini “amaan, ne isterse yapsın, bana ne” demelere bırakmış.


Buradan tüm yöneticilerimizi uyarıyorum. Eğer bu tekdüzelik böyle sürerse, korkarım, dört beş yıl sonra birbirine düşmanlık eden kimse kalmayacak, halkımız artık birbirini boğazlamayacak. Düşünün, çocuklar şeker de yiyebilecek. Komünistlerin alçak bir projesi değil miydi bu? Ben bu yazıda, vatandaşlık görevimi yaparak, yöneticilerimize hemen uygulamaya alınabilecek yeni çatışma alanları önereceğim. Ayrıca yaratılan yeni kavga alanlarının, körüklenerek nasıl alevlendirileceğini de açıklayacağım.

  • Alafranga Tuvalet Sevenler – Alaturka Tuvalet Sevenler
Herkes bilir ki alafranga tuvalet modern toplumu, alaturka tuvaletse köylülüğü temsil eder. Alafranga tuvalet kullananların tuvaletten çıktıklarında daha kibirli görünmelerinin nedeni budur. Alaturkacılarsa mümkünse alafrangacıların olduğu yerde tuvalete gitmek istemez. Hem tuvaletini tutayım hem de ezikliğim belli olmasın diye uğraşırken iyice iki büklüm olurlar. İlk önce tarafları ayıracak birkaç söylev, ardından da ülkenin başındaki kişinin “Ben doğduğumdan beri alaturka tuvalet kullanıyorum. Biz işimizi nasıl göreceğimizi, kıçlarını batının çanağına yaslayanlardan öğrenecek değiliz” gibi cümlerle halkı biraz kışkırtması yeterli olacaktır. Daha sonrasında, kavgayı alevlendirmek için sahte kişiler üzerinden alaturka tuvaletlerin daha pis olduğu, kullananların kafataslarının maymun kafatasına benzediği gibi açıklamalar yapılabilir. Bundan sonrası büyük bir kentin umumi tuvaletinde MİT tarafından çakılacak bir kıvılcıma bakar.  Umumi tuvalette çıkacak silahlı bir kavgada iki alaturkacının ölmesi çatışmayı tüm ülkeye yayacaktır.

  • Boks Maçı İzleyenler – Kabakgül’ün Aşkını İzleyenler
Çoğunuzun bunu ciddiye almadığından eminim. Peki otuz iki yıllık evli bir çiftin sadece bu yüzden ayrıldığını söylesem size. Hem de evlerinde toplam yedi tane televizyon varken. Evet, otuz iki yılın otuz iki yılını birbirlerine laf sokarak geçirmişlerdi ama en azından evliydiler. Bu çatışmanın geri planında yer alan cinsiyet ayrımcılığını da düşünürsek, ülkeyi orta yerinden ikiye ayırabilecek çok önemli bir çatışma alanı olabileceğini fark ederiz. İlk kıvılcım çakılmadan önce Kabakgül’ün kız kardeşine bir boksör tarafından dizide tecavüz edilmesi ve Kabakgül’ün de bu konuyla ilgili olarak gazetelere boksun insani bir spor olmadığı, sadece yapanların değil izleyenlerin de ‘şerefsiz’ olduğuna dikkat çekmesi yararlı olacaktır. Daha sonrasındaysa kadın derneklerinin boks maçlarına giderek protesto gösterisinde bulunmaları ve boksörlerin Kabakgül’ün setini basmaları ile olaylar istenen kıvama getirilir.

  • Reçelle Peynir Yiyenler – Pilavın Üstüne Yoğurt Dökenler
Ne düşündüğünüzü bilmiyorum ama ben iyi bir planlama yaparak sadece bu ayrımla ülkeyi ikiye bölebileceğimi düşünüyorum. İki grupta da yılların ezikliği vardır çünkü. Utana utana, gizli gizli koyarlar yoğurtlarını pilava, hızla karıştırıp yemeye çalışırlar. Herkesle yemeğe çıkmak istemez, esnaf lokantalarının en köşe masalarını tercih ederler. Bilirler ki yemeğini gören ilk kişinin tepkisi şöyle olacaktır:

- Iyyy, nasıl yiyorsun sen onu öyle. Görüntüsü iğrenç gelmiyor mu sana? Bizim köpek bile pilava yoğurt bulaşınca yemiyor, iyi mide var sende vallahi.

Elbette bu gruptakiler, karşılarında reçelle peynir yiyen gruptan birini gördüklerinde, yılların ezilmişliğiyle saldırıya geçerler. Alaylar, küçük görmeler, iğrenme mimikleri birbirini izler. Eğer aşağılamalar, yalandan kusma nöbetleriyle süslenebilirse daha da inandırıcı olur. Bu iki grup, devlet yöneticileri tarafından bir iftar yemeğine davet edilerek fitil sofrada ateşlenir. Menüdeki pilav ve yoğurt ile peynir ve reçelin aynı zamanlarda sofrada bulunması yeterlidir. Taraflar kısa sürede döner bıçağı ve palalarla birbirlerine girecektir.


  • Kuzey - Güney Savaşları
Ülkemizde bitmeyen bir doğu-batı çatışması var. Yıllardır topluma verilen ayrımcılık mesajlarının kaynağında doğulu olmanın Kürt olmak, ayran içmek, cahil olmak, hanzo, görmemiş, terörizme yatkın olmakla batılı olmanınsa Türk olmak, şarap içmek, entelektüel birikime sahip olmak, kaliteli, elitist, ve cumhuriyetçi olmakla birlikte anılması yatıyor. Ne yazık ki artık bu sahte ayrımlar kimsenin ilgisini çekmiyor, ülkeyi doğu-batı biçiminde ortadan ikiye bölen haritalar, gazetelerin arka sayfalarında bile yer bulamıyor. Ben bu ayrımın yerini alacak ve toplumda yepyeni heyecanlar yaratacak bir kuzey-güney ayrımı öneriyorum. Belki haritacılara biraz yeni iş çıkacak ama sonuçta elde edeceğimiz bozgun buna değecek. Karadenizli bir devlet yetkilisinin, güney illerinde Karadenizlilerin şivesiyle dalga geçildiği ve onların insan gibi konuşmak yerine şekilden şekile girdiği yönünde dedikodular yapıldığını açıklaması, bunun üzerine de bir güneyli yöneticinin, Karadenizlilerin güneyde yaşayanların hamam böcekleriyle yaşamaktan, Gregor Samsa benzeri bir dönüşüm geçirdiklerine inandıklarını söylemeleri ile ateş tutuşturulacak. El altından silahlandırılan grupların, Kırşehir’deki Malya Ovasında karşı karşıya getirilmesiyle kısa sürede ortam ısınacak. Amerikan iç savaşındaki kuzey-güney benzerliği öne çıkarılıp televizyonlardaki uzmanların ağzında sakız edilerek, ülke birkaç günde kamplara ayrılacak.

Hiç yorum yok:

Hakkımda

Fotoğrafım

Caz Yapma; sanat, edebiyat, gündelik yaşam, çevre, iklim değişikliği ve caz müziği konulu yazılarımdan oluşuyor.