27 Ocak 2015 Salı

2015 Seçimleri: İlkeler ve Adaylar

2015 yılı seçimleri artık kapımızda. Partiler her seferinde, bu seçimde adaylarımız böyle oldu ama bir sonrakinde daha iyi olacak gibi gerekçelerle, milletvekili olup iş takip etmek isteyen iş adamlarını önümüze getiriyor. Ben bu sefer, henüz geç olmadan ilkeler ve adaylar konusunda görüşümü açıklamak istiyorum. Önce ilkeler;

1-) En Az % 50 Kadın Aday: Hangi gerekçeyle olursa olsun, adayları dünyanın en iyi adayları da olsa, seçilebilecek yerdeki adaylarının % 49’u kadın olan partiye kesinlikle oyumu vermeyeceğim. Kotalarınız, kadın aday oranındaki inanılmaz artışlarınız beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Seçilebilecek yerlerden (bir önceki seçimde milletvekilliği kazandıkları illerdeki sayıları baz alabilirler) gösterilecek adaylarınızın en az yarısı kadın değilse size oy falan yok. Hadi yallah.

2-) Emekçi Adaylar: Sol bir partiyseniz seçilebilecek adaylarınızın en az yarısı emekçilerden, ezilenlerden, dışlanmış gruplardan ve azınlık temsilcilerinden oluşmalı. Emekçi tanımının içinde elbette öğretmenler, doktorlar, mühendisler, akademisyenler de var ancak benim özellikle belirtmek istediğim kesim işçiler. Sendikalaşma bilincine sahip, emek mücadelesinde saf tutmuş inşaat işçileri, madenciler, tarım işçileri, tekstil çalışanları. Ezilenler ve dışlanmış gruplardan ise şiddete, tecavüze uğramış kadınlar, dışlanmış LGBTT bireyleri, sakatlar gibi toplumun dışına itilmiş kesimleri kastediyorum. Ayrıca adaylık ve seçim çalışmaları için de adaylardan herhangi bir ücret talep edilmemeli. Bu seçimde de işadamı, müteahhit, deneyimli siyasetçi gibi düzen adamlarıyla gelirseniz, size oy moy yok. Yallah.

3-) Faşizmle Mücadele: Dünyanın hiçbir ülkesini diktatörce bir anlayışla yönetenlerle uzlaşarak emek mücadelesi veya barış görüşmesi yürütemezsiniz. Elbette koşullar bunu getirdiğinde zorunlu bir işbirliği olabilir ancak bunu da halka açıklarsınız. Bir yandan gizli görüşmeler yapıp el sıkışarak diğer yandan meydan okuyormuş gibi yaparak, usta siyasetçi, kıvrak zekalı gibi unvanları alabilirsiniz ama benden oy alamazsınız, kusura bakmayın.

CHP, Anayasa mahkemesinin kapısında gezinip, TBMM’ye önerge vermeyi muhalefet sanıyor. HDP ise AKP ile barış görüşmeleri yaparken, yarım ağızla direnişçileri selamlayarak durumu idare ettiğini düşünüyor. Bu iki eğilim de, sokak hareketlerinden ve halkın örgütlü gücünden korkan iktidarın işine geliyor. Muhalefet partileri, genel grev, kaynakların savurganca kullanılmaması için vergilerin ödenmemesi, anadilde eğitim hakkı için çocukların okula gönderilmemesi, sokak hareketlerine destek gibi sistemi tıkayacak hiçbir konuda çağrı yapmayarak aslında bu düzene destek oluyor.

Ben adaylarımı belirlerken, mücadelenin nasıl yapılması gerektiğini bilen, sokağa inmekte, sözünü söylemekte tereddüt etmeyen kişileri seçtim. İşte benim her koşulda direnen, gerektiğinde sokağa çıkan, risk alan, sözünü esirgemeyen, boyun eğmeyen otuz dört adayım:

1-Ali Çerkezoğlu

İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri olduğu dönemde Taksim Dayanışmasının içinde aktif olarak Gezi direnişine katılmış, gözaltına alınmış, yargılanmış, kapısı kırılarak evi aranmış ancak mücadesinden geri adım atmamıştı.


2-Arzu Çerkezoğlu

DİSK Genel Sekreteri. Gezi Parkı için Erdoğan ile Taksim Dayanışması bileşenlerinin yaptığı görüşmede, Erdoğan’a “Eğer çözüm için buraya geldiysek, ki biz de siz de bu nedenle buradayız, gerçekleri konuşmak zorundayız. Bu kadar insan sokaklarda gece gündüz size bir şeyler söylüyor. Bunları konuşmamız gerekmez mi? Bu artık bir sosyolojik, toplumsal olaydır. Bu sadece bir mimari mesele değildir.” diyerek Erdoğan’ın sinirlenip toplantıyı terk etmesine neden olan ve arkasından da ad vermeden ‘aşırı sendikacı’ diyerek eleştirdiği direnişin ve emek mücadelesinin önemli adlarından birisi.

3-Barış Atay
Gezi direnişinin simgelerinden olan oyuncu. Direniş sırasında, “Sanat, özü itibarıyla muhaliftir. Sanatçı, ideolojisi ne olursa olsun, hiçbir durumda, iktidarın ya da egemen güçlerin güdümünde olmaz, olamaz. O yüzden de faşist, dikta rejimlerinin en çok saldırdığı alanlardan biri sanattır” diyerek engellemelere rağmen doğrularıı söyleyeceğini açıklamıştı.


4-Beyza Metin
Arzu Çerkezoğlu’nun dönemin başbakanı Erdoğan ile yaptığı görüşme sırasında Erdoğan’ın ayağa kalakarak sesini yükseltmesi üzerine, Erdoğan’ı “Bir kadınla böyle konuşamzsınız” diye uyaran, Taksim Dayanışmasındaki arkadaşları gözaltına alınınca, “bizi de alın” diyerek tepki gösterip ve gözaltına alınan Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şb. Yönetim Kurulu Başkanı.


5-Bülent Ergenç
Gezi Parkı’nda bıçaklanan, darbe girişimiyle dava edilen, evi basılarak gözaltına alınan ancak direnişe devam edeceğini açıklayan Çarşı grubunun önderlerinden.






6-Can Atalay
Emek sinemasının yıkımına karşı duran, Gezi direnişinin içinde yer alan, direniş sonrasındaki değerlendirmesinde “Gezi direnişi sürüyor, halen içindeyiz. Hakkında konuşmayı bırakıp, mücadelenin gereklerini yapmaya devam etmemiz gerekir.” diyen eylemci ve avukat.




7-Canan Güllü
Biz kadınların siyasete aktif katılmalarını istiyoruz. Başı açık olsun, kapalı olsun bizim için fark etmez. Siyasi partilerin de kadın kotası koyarken verdikleri oranlarla mutlu olmuyoruz. Hayatın madem her alanında birlikte mücadele ediyor, yaşamı birlikte paylaşıyoruz yüzde elli, yüzde elli olmalı oran. Mesela 550 milletvekilinin yarısı neden kadın olmasın ki?” diyen Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı.

8-Cem Yakışkan
Çarşı grubunun gözaltına alınan, darbe girişimiyle yargılanan, her türlü baskı altındayken bile “sizin gözünüzde idamlıksam ne mutlu bana” diyebilen, yargılanırken yazdığı mektubunda “Tüm dostlarıma, kardeşlerime… Kardeşlerim, yüreğinizin sesi, seslerin en mert olanıdır. Tek kişi kalsanız da o sesi dinlemekten vazgeçmeyin.” diye seslenen yürekli lideri.


9-Ceyda Sungur
Gezi Parkı’nı yıkacak buldozerleri durdurmak için gönüllü eylemcilere katılarak, Gezi direnişinin ve polis şiddetinin simgesi olan İstanbul Teknik Üniversitesi Şehir Planlamacılığı bölümü akademisyenlerinden. Sungur, “Üçüncü köprünün temelinin atıldığı, Gezi Parkı’nın yok edilmeye çalışıldığı bugün, tüm yurttaşlar olarak bir araya gelmeli, bir mücadele alanı olan kentimize sahip çıkmalıyız” demişti.


10-Elifhan Köse
Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili olarak Karaman’da yapılan basın açıklamasına katılarak Başbakan Tayyip Erdoğan aleyhine slogan attığı gerekçesiyle hakkında, “hakaret” suçundan dava açıldıktan sonra “kamera kaydından elde edilen fotoğraftaki kişi benim” diyen akademisyen Elifhan Köse.

11-Ender İmrek
Mimarlar Odası İstanbul Şube Yöneticisi olarak Taksim Dayanışmasının eylemlerine katıldığı için suç örgütü kurmakla suçlandı. Hukuksuz biçimde evi basılarak, kızı içerideyken kapı çilingire açtırılıp arama yapıldı.



12-Erenç Yasemin Dokudan


İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Asistanı olarak Gezi davasında yargılanırken yaptığı savunmada “Akşam üzeri üzerimde doktor kıyafetiyle Cihangir'deki evime gitmek için dolmuşa bindim. Bezmi Alem Sultan Camii'nin oraya geldiğimde caminin kapısında gazdan etkilenmiş, vücuduna gaz fişeği isabet etmiş, vücudunda kemik kırıkları bulunan yaralılar gördüm. Eylemciler yaralıları camiye taşıyordu. Ben de yaralıların camiye taşındığını görünce hekimlik refleksiyle yaralılara yardım etmek için camiye girdim. İçerde birçok sağlık çalışanının da yaralılara yardım ettiğini gördüm. Ben de aldığım eğitim doğrultusunda müdahale ettim. Bizi camiyi kirletmekle suçluyorlar, kanamalı hastalardan akan kan halıya akmış olabilir. Bunlar olağan şeylerdir. Kirletme değildir. Bizi suçluyu kayırmakla itham ediyorlar. Bize yaralı olarak gelen insanlara suçlu olup olmadığını sormayız. Yaralı kişi oradan geçen bir vatandaş, bir esnaf yada eylemci olabilir. Bizim için bunun hiçbir önemi yok. Zaten aldığımız tıp eğitiminde hocalarımız bize hiçbir insan arasında ayrım yapmamayı öğretti. Biz ağır kanamalı insanlara müdahale etmeseydik çok fazla ölüm olabilirdi, açık kırığı olanlara müdahale etmeseydik uzuv kayıpları olabilirdi, solunum sıkıntısı çekenlere müdahale etmeseydik solunum yetmezliğinden ölebilirlerdi. Yaralılara müdahale eden sağlık çalışanlarına teşekkür ediyorum ve gurur duyuyorum" demişti.

13-Esmeray Özadikti
Kürdüm, travesitiyim, feminstim diyerek, seks işçiliğinden tiyatro oyunculuğuna kadar uzanan yaşam mücadelesini özetleyen Esmeray, ‘Tecavüz’ adlı oyununu anlatırken “Sana inanmazlar, seni öldürene inanırlar. Tecavüze uğrayan yok edilir, tecavüz eden içimizde gezmeye devam eder.” demişti.


14-Ferhat Encü
Katliamda yaknlarını kaybeden, Roboskiye Adalet Platformu sözcüsü Ferhat Encü, birçok kez gözaltına alındıktan sonra “İlk gözaltım bana çok insafsız, çok acımasız geldi. 34 insanı katledenlerin bir tanesi dâhi ifadeye çağrılmazken, ben kendimi hâkimin, savcının karşısında ve nezarette buldum. Bu bana çok dokundu ve büyük bir etki yarattı. Adalete olan güvenim büyük ölçüde sarsıldı. Eğer avukatım olmasaydı, orada şöyle haykırmak isterdim:  Ben bu ülkenin ne savcısını, ne hâkimini; ne bu ülkenin kanununu, ne de bu ülkenin kurallarını tanıyorum ve ifade veriyorum. Her ne cezasını kesecekseniz, kesin. Evet, kafamda bunu tasarlamıştım ama avukatım böyle bir şey söylememin, hem benim açımdan hem de ailem açısından daha kötü sonuçlar doğuracağını söyledi. Ama bende oluşan psikoloji tam olarak buydu. Çünkü insan bu raddeye kolay kolay gelmiyor. Orada büyük bir katliam yaşanıyor ve bunu yapanlardan tek bir kişi bile tutuklanmıyor. Ama ben, herhangi bir mukavetim olmadığı hâlde, kendimi hâkimin karşısında bulduğumda, bana çok dokunmuştu. Bırakın adaleti, Türkiye'deki insanlığın öldüğünü hissetmiştim.” demişti.

15-Gizem Akhan
Rusya’nın Kuzey Buz Denizi’ndeki petrol aramalarını protesto ederken, Rus Sahil Güvenliği tarafından gözaltına alınarak ‘açık deniz korsanlığı’ suçlamasıyla yargılanan Grrenpeace eylemcisi Gizem Akhan, yargıcın, taleple ilgili düşüncesini sorması üzerine, "Yaşadığım dünyayı savunma hakkına sahibim. Greenpeace üyesi olarak Kuzey Kutbunda olan çevre sorununa dikkat çekmek için oradaydım. Oradaki canlıları ve çevrenin korunmasını istiyorum." demişti.


16-Gönül  Karahanoğlu
Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA-DER) Genel Başkanı olarak 2015 seçimleri için “Şunu şimdiden söyleyeyim, siyasi parti liderleri, Meclis'te kadın sayısı % 20'ye çıkarsa demokrasimiz açısından bunu başarı gibi gösterecekler. Biz bu seçimde çok kadın bekliyoruz. İstiyoruz ki Meclis'in yarısı kadın olsun.” demişti.




17-Gürkan Korkmaz
Ali İsmail Korkmaz’ın avukat ağabeyi. Kardeşinin katillerine ilişkin davayı anlatırken "Salon birden karıştı, adeta hayat durmuştu; sanıklar apar topar salondan çıkarıldı. Mahkeme heyetine baktığımda tek gördüğüm ellerindeki şemsiyelerin karalığıydı. Heyet kararı açıklar açıklamaz o şemsiyeleri açarak salondan kaçtı. Hayat durmuştu, ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilmiyordum. Birden bir ağlama sesi duydum, sesi tanıyordum, ‘Oğlumun canı bu kadar ucuz olmamalıydı, bu mu adaletiniz, oğlumu döve döve öldürdüler görüntüleri hepiniz izlediniz.’ Sonra salondan bir uğultu yükselmeye başladı, git gide daha da anlaşılır oluyordu. En sonunda hep bir ağızdan ve kararlılıkla inledi salon; Biz bitti demeden bu dava bitmez!” demişti.

18-Haluk Ağabeyoğlu
Taksim Dayanışması üyelerinden Ağabeyoğlu yargılandığı Gez davasında “Biz örgüt kurmakla suçlanıyoruz ya halka karşı suç işleyenler halka karşı suç işliyor. Biz hiçbir şeyden korkmuyoruz, burada bulunmak benim için şereftir.” demişti.



19-Havva Bir
Rize’nin İkizdere ilçesindeki Şimşirli köyünde, HES yapımına direnerek, inşaatı durduran köylülerden Havva Bir “Bizi copladılar, anons dahi yapmadılar. Ayağımın acısını hiç hissetmedim. Köyümü, ormanımı korumaya çalışıyordum. Asla pişman olmadım. Sonuna kadar çocuklarımızın suyunu koruyacağız. Kararlıyız. Ya kanımız çıkacak ya da biz caymayacağız. Kimsenin bizim yaşamımızı elimizden alma hakkı yoktur. Beylerimiz arkamızda olmasa dahi direneceğiz.” demişti.


20-Hayko Bağdat


Gazeteci, yazar. “24 Nisan 1915'te büyük bir suç işlediler, bedelini ortalık yerde bıraktılar.” diyen Hrant Dink’in arkadaşı.





21-Hidayet Şefkatli Tuksal
“Başbakanın her yaptığını alkışlamak, apaçık yanlışlara dahi konjonktürel, politik vs. gerekçeler üreterek destek olmak, sözümü hiç sakınmayacağım, bir tür yalakalıktır. Başbakanın hiddetinden çekinip, hem onu hem kendilerini hem de ülkenin selametini tehlikeye sokanları, herkesin hatırlaması geren bir dize ile uyarıyorum: "Hak sillesinin sadası yoktur!Bir vurdu mu, devası yoktur!" diye yazarak gazetedeki işinden olan yazar.

22-Levent Pişkin


LGBTİ üye ve eylemcisi. Dönemin başbakanı Erdoğan’ın açtığı hakaret davasından sonra “Başbakanın daha öncede Kürtlük konusunda dört dörtlük Kürt olduğu, Kürtlüğü çok iyi bildiği tarzında sözler söylemişti. Başbakan Erdoğan’ın Alevilik Hz. Ali yi sevmekse ben dört dörtlük Aleviyim şeklinde yazılı bir açıklaması da olmuştu. O sıralarda sosyal medya üzerinden ‘#AnayasadaLGBT’ hashtagi ile başlattığımız bir kampanya yürütüyorduk. Erdoğan’ın sürekli ‘dört dörtlük’ bir şey olma hali ve asıl bir şey olanlara ‘sizden öğrenecek değiliz’ çıkışmaları acaba bize yani LGBT’lere ne zaman denk gelecek diye düşünüyorduk. Zira Erdoğan affedersiniz Ermeni, Rum ya da LGBTİ dışında her şeydi: Kürt’tü, Alevi’ydi, başörtülüydü ve bütün bunların her birini “çok iyi biliyordu”. Öncelikle madem tüm ezilmişlikleri bünyende barındırıyorsun LGBTİ’ler neden yok diye sormak ardından da bütün söylemlerine rağmen bu ezilenler neden hala eziliyor demek gerekiyordu. Bunu diyebilmek için elimdeki karakter sayısı sınırlıydı: 140! Bir de #AnayasadaLGBT yazdıktan sonra geriye 125 karakter kalıyordu. O gün durumu özetleyen cümlem şuydu: ‘Erdoğan’dan ‘Dört dörtlük ibneyim/İbneliği sizden öğrenecek değilim’ açıklaması bekliyorum. #AnayasadaLGBT” demişti.


23-M.Meryem Kurtulmuş
Eğitim Sen İstanbul Üniversiteler Şubesi yöneticisi olan ve Marmara Üniversitesi’nin    ticarileşmesine karşı verdiği hukuki mücadeleyi kazanan Çalışma Ekonomisi Anabilim Dalı     Öğretim Görevlisi Dr.Meryem Kurtulmuş’un sözleşmesi rektör tarafından Akademik Kurul kararına aykırı ve keyfi bir şekilde 6 ayla sınırlandırılmıştı.


24-Murat Cano


Yıllardır Hasankeyf’in sular altında kalmaması için hukuk mücadelesi veren Murat Cano “Koruma bilincinin uluslararası düzeyde gelişmesi ve kenetlenmesi gerekiyor .Ya insanlık el ele bütün coğrafyalarını kurtaracak, ya bana ne ötekinde deyip,sonra kendisi de yok olacak." demişti.






25-Mustafa Sarısülük
Gezi direnişinde öldürülen Ethem Sarısülük’ün ağabeyi. Gezi direnişi için “Kitleler nasıl hareket edeceklerini, nasıl davranacaklarını, nasıl savaşacaklarını, nasıl hak arama mücadelesi yürüteceklerini görmüş oldular.” demişti.







26-Mücella Yapıcı


Taksim Dayanışmasının en önünde yürüyen, Gezi direnişinin mimarlarından. Yargılamasında “Bu hareketi organize etmekle suçlanıyorum. Bu bir onurdur ve bu uğurda müebbet bile yatarım ama halka haksızlık olur!" demişti.




27-Oya Baydar
Yazar, sosyolog, sosyalist ve eylemci. “Kitleler budala değildir, sonsuza kadar kandırılamaz.” sözünün sahibi.









28-Pelin Cengiz

İklim değişikliği, çevre hareketleri, su kaynakları konularında araştırmalar yapan yazar. 5 Aralık 2013 tarihli yazısında “Doğanın insanlığa verdiği en büyük derslerden biri, Sovyetler Birliği döneminde ÇED sürecine tabi tutulmadan yapılan sulama projesiyle ırmakların yönü değiştirildiği için Aral Gölü’nün kurumuş olmasıdır. Dünyanın dördüncü büyük gölünün yerinde şu anda devasa bir kum çölü var. ŞimdiTürkiye, nehirlerini HES’lerle yok ettiği Karadeniz’i kurutacak bir projeye girişiyor. Unutulmaması gereken şu, doğanın dengesiyle oynamak bumerang gibidir, mutlaka geri gelir sizi vurur.” diye yazmıştı.


29-Pınar Selek
Sosyolog, yazar, feminist. Transseksüeller, sokak çocukları ve seks işçileri gibi ayrımcılığa uğrayan gruplar hakkında yaptığı araştırma ve çalışmalarıyla tanındı. Yıllarca süren yargılamanın ardından,  19 Aralık 2014 de İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi, Mısır Çarşısı'nda 7 kişinin öldüğü, 127 kişinin yaralandığı patlamaya ilişkin davada sanık Pınar Selek'in beraatine karar vermişti.


30-Rakel Dink
Hrant Dink’în eşi. Eşinin cenaze töreninde “Sevdiklerinden ayrıldın, çocuklarından ayrıldın, torunlarından ayrıldın, dostlarından ayrıldın, kucağımdan ayrıldın. Ülkenden ayrılmadın, sevgilim.” demişti.




31-Sabri Orcan
42. Dönem Şube Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olan Sabri Orcan Taksim Dayanışmasının   üyelerinden olup, yargılandığı davada “ Gözaltına alındığımız gün Gezi Parkı'na bizi vali çağırdı, biz de hukuki bir zafer kazandığımızı düşünerek parka gittik.” demişti.






32-Sami Elvan


Berkin Elvan’ın babası. Berkin öldüğünde, üç çocuk isteyen dönemin başbakanı Erdoğan’a “Benim üç çocuğum vardı. Niye vurdun o zaman birisini?” diye sormuştu.




33-Süleyman Solmaz
TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Süleyman Solmaz, TMMOB adına yaptığı basın açıklamasında “Ülkesine sahip çıkan başta Taksim direnişine katılan tüm kesimler olmak üzere ülkenin dört bir yanında sokaklarda destek eylemleri yapan direnişçiler haklıdır, meşrudur, bu nedenle kararlıdır.
Çünkü Taksim Halkındır,
Çünkü Taksim Hepimizindir,
Ve bugün Her Yer Taksimdir, Her Yer Direniştir!
Unutulmamalıdır ki "Hiçbir iktidar halkına düşman olamaz. İktidar halka düşman olursa, halk iktidara direnir." demişti.


34-Şükran Aksu
Gerze halkı, Anadolu Grubu’nun kömürlü termik santral planına karşı uzun yıllardır direniyor son üç yıldır da santral sahası önünde nöbet tutuyordu. Gazlı, coplu 5 yıllık direniş 2013’te sonuç verdi, ÇED raporuna, Orman ve Su İşleri Bakanlığı olumsuz görüş verince Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da projeyi veto etti. Direnişin öncülerinden Şükran Aksu : “Kararlıyız. Buraları vermeyeceğiz, buralar bizim topraklarımız, ekmek kapımız bizim burası. Asla vermeyeceğiz, asla” demişti.

21 Ocak 2015 Çarşamba

Terzi

İstanbul Şehir Tiyatrolarının 2014-2015 sezonunda sahneye koyduğu yeni oyunlardan birisi 'Terzi'.(1) Ümraniye Sahnesinde izlediğim ‘Terzi’, Polonyalı oyun yazarı Sławomir Mrożek’in 1964 yılında yazdığı absürt bir oyun. ‘Terzi’, Neşe Taluy Yüce’nin çevirisinden Ragıp Yavuz yönetiminde sahneleniyor. (2)


1960’ların başında ve 1981’deki sıkıyönetim dönemlerinde oyunları yasaklanan Sławomir Mrożek, yirmili yaşlarında komünist olup, Polonya Birleşik İşçi Partisine katılmış. Mrożek, “yirmi yaşımda, devrimci olan her ideolojiyi, fazlaca incelemeden kabul etmeye hazırdım. 1913 yılında Almanya’da doğmadığım için şanslıyım. Komünistlere benzer yöntemler ile taraftar toplayan Nazi’lere katılıp, bir Hitler yandaşı olabilirdim.” diyecek kadar da açık yürekli. (3) 

Mimarlık ve felsefe eğitimi alan Sławomir Mrożek, ilerleyen yıllarda Polonya’daki yönetime açıkça cephe almış ve Rusya’nın Çekoslavakya’yı işgaline de karşı çıkmış. Anlaşılacağı gibi yazarın totaliterizmle arası pek iyi değil. Terzi’de de bu eleştirel bakış açısını çok açık görebiliyorsunuz.

Absürt bir oyun deyince aklınıza bir saçmalıklar bütünü gelmesin. Abartılı oyunculuklar, gerçeküstü olaylar, çılgınlığa varan bir değişim içinde 1964 yılında yazılıp da, 2015 yılında ayağını yere bu kadar sağlam basabilen bir oyun zor bulunur. Geçmişten günümüze tutulan bir dev aynası gibi ‘Terzi’. Ayna, oyunun bir anında yücelttiklerini, bir sonrasında sineğe çeviriyor. İnsanın çaresizliği, yöneticilerin kokuşmuşluğu, terzinin getirmek istediği düzen, kadının gizemli gücü, sahnede öylesine çorba ediliyor ki nerede nasıl düşüneceğinizi şaşırıyorsunuz. İmgeler havada uçuşup birbirine çarpıyor, biraz önce uyumlu görünen şeyler biraz sonra uyumsuz hale geliyor. Şimdi anladım dediğiniz anda, anladığınız şeyin tam tersiyle karşı karşıya kalıyorsunuz. 'Terzi', sahnelemek için çok da kolay bir oyun sayılmaz. 

Yönetmen Ragıp Yavuz, öylesine başarıyla kalkmış ki bu işin altından, sözler, duygular, düşünceler, eller, kollar, ihtiraslar havada uçuşurken siz “ben neredeyim?”, “burası nasıl bir ülke?”, “yok artık bu kadar da değil” demiyorsunuz. Öylesine inanıyorsunuz önünüzdeki sahneye. Sahnede ‘absürt’ denen şey benliğinizde ‘hakikat’ oluyor. 


Elbette bu başarıda oyuncuların da payı var. Ahmet Saraçoğlu, terzi rolüyle bir nevi tanrıyı oynarken, totalitarizmin en sert eleştirilerinden birini sahneye taşıyor. Terzinin herkesten güçlü olmak isteği, börtü böceği giydirmekten başlayıp, insan derisini yüzerek bir giysi elde etmeye kadar varıyor. Faşizm ve naif bir oyunculuk, estetik ve acımasızlık nasıl bir araya geliyor, şaşırarak izliyorsunuz Saraçoğlu’nu.

Oyundaki saflık, direniş, umut ve devrimcilik ise Carlos rolündeki Emre Karaoğlu’na emanet edilmiş. Emre Karaoğlu sahneye öylesine bir enerji getiriyor ki, o sahnede olduğunda gözünüzü başka yere ayıramıyorsunuz. Oyunu izlemeye gittiğinizde Emre Karaoğlu’nun müthiş performansına hazır olun.


Tozluk rolündeki Can Başak, Barbarlıktan Ekselanslığa geçişi son derece güzel yorumluyor. Can Başak’ın ayna karşısındaki giysi değişim sahnesi, oyunun doruklarından yalnızca birisi. İktidarı elde edenlerin değişimi öylesine güzel sunuluyor ki, izlerken gözünüzün önünden bir çok tanıdık yönetici geçiyor.

Ekselans rolünden terzi çıraklığına düşen Ergun Üğlü’deyse aynı değişimin tersini göremiyorsunuz. Üğlü, ekselans rolündeyken de terzi çırağını oynuyormuş duygusu uyandırıyor. Bu değişimi göremesek de Üğlü, rolünde başarılı. Çimen Turunçoğlu Baturalp ve diğer oyuncular da çok iyi bir iş çıkartmışlar.

Ragıp Yavuz’un yönetmenliğine oyuncuların performansı, ışık, dekor, sahne tasarımı, kostüm, efektler de eklenince, ortaya son derece başarılı bir ekip işi ve harika bir oyun çıkıyor. Mutlaka izlemenizi öneririm. (Bu arada, benim izlediğim Ümraniye sahnesinde efektler bazen insanı yerinden hoplatacak kadar rahatsız ediciydi. Eğer yönetmenin bilinçli bir seçimi değilse, efektlerin sesi biraz düşürülebilir.)


‘Terzi’, düzeni eleştirirken, insanın bin bir türlü halini önünüze seriyor. Bu oyundan net bir mesaj alıyorsanız, ‘falanca’ derken aslında ‘filanca’ diyor gibi yorumlar yapıyorsanız büyük olasılıkla yanılıyorsunuz. Birbirine girmiş düşünceler, imgeler, düşler içinde yitip gittiyseniz, gücün kimde olduğundan, amacın ne olduğundan, başlangıç ve sondan emin değilseniz, kafanız girdiğinizden daha karışık ise oyunun hakkını vermişsiniz demektir. Daha somut ifade etmek gerekirse, oyundan çıktığınızda gözünüzün üstüne bir yumruk yemiş sonra da iyice gıdıklanmış gibi bir yüz haliniz varsa endişelenmeyin. Her şey yolunda.

Son söz: Yaşasın Carlos!

Kaynakça:
1-İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları , Terzi http://www.ibb.gov.tr/sites/sehirtiyatrolari/tr-tr/sayfalar/Oyun.aspx?oyunid=439Erişim Tarihi: 21.01.2015
2-Vikipedi, Sławomir Mrożek  http://tr.wikipedia.org/wiki/Slawomir_MrozekErişim Tarihi: 21.01.2015
3-Wikipedia, Sławomir Mrożek http://en.wikipedia.org/wiki/S%C5%82awomir_Mro%C5%BCekErişim Tarihi: 21.01.2015