8 Eylül 2014 Pazartesi

Türkiye İnşaat ve Taahhüt A.Ş.

Mevlana’nın “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” sözünden yola çıkarak bir öneride bulunmak istiyorum. Yıllardır ülkemizi yönetenler, çağdaş uygarlık eşiği, hukuk döşeği,  demokrasi kavşağı, medeniyetler beşiği falan gibi bir takım boş laflarla bizi oyaladılar ama durumumuz ortada. Bunca yıllık denemeden sonra 'görünmek istediğimiz gibi olmayı' beceremediğimize göre artık Mevlana’nın ilk tercihi olan 'olduğumuz gibi görünme' seçeneğine yönelmemizin ne sakıncası olabilir? Biz demokratik bir hukuk devleti kuramıyor olabiliriz ama şahane duble yollar yapıyoruz. Dünya sıralamasında bir üniversitemiz olmayabilir ama enteresan viyadüklerimiz var. Doğru düzgün bir sanayimiz yok ama içinde yeme, içme, sıçma gibi tüm gereksinimlerimizi karşılayabileceğimiz harikulade AVM’lerimiz var. O zaman neden başarılarımızı yükseltmek dururken biz hep başarısız olduğumuz konularda öne çıkmaya çalışıyoruz? Benim önerim artık, bize hiçbir zaman uymayan bu demokrasi, hukuk şapkalarını başımızdan çıkarıp, yerine inşaatçı baretlerimizi takmamız gerektiği yolunda. Önce atmamız gereken beş adımı sonra da bu uygulamadan sağlayacağımız beş ana yararı sıralamak istiyorum.



Atılması Gereken Adımlar : 
  1. Ülkenin şu anda Türkiye Cumhuriyeti olan adı Türkiye İnşaat ve Taahhüt A.Ş. olarak değiştirilsin. (Eğer beğenmediyseniz, Birleşik Anadolu Halkları Arsa ve Emlak Tanzim Koll.Şti. gibi daha farklı bir ad da olabilir.)
  2. Şanlı bayrağımızın sağ üst köşesine bir adet iş makinesi eklensin. Duble yol yapımında çalışan bir asfalt makinesi veya kepçesi havada bir dozer olabilir.
  3. Ülke yönetiminde cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, milletvekilleri gibi kademeler olmasın. TBMM kapansın. Bir tane Baş Müteahhit ile ona bağlı yardımcı ve danışmanlar olsun.
  4. Anayasa ve yasalar kaldırılsın. Halkın uyacağı kurallar, baş müteahhit tarafından belirlenip, inşaatların önünde asılı DİKKAT diye başlayan tabelalar gibi her yana yazılsın. Uymayanın cezasını yargı değil, inşaatın silahlı, TOMA'lı bekçileri versin. Mahkemeler derhal kapatılsın.
  5. Seçimler yapılmasın. Ali Ağaoğlu, Mehmet Cengiz, Nihat Özdemir gibi inşaat sektörünün önde gelen işadamları, paraları oranında ülkenin/şirketin pay sahipleri olarak yönetim kuruluna girsinler. İnşaatçıların finansman, reklam, halkla ilişkiler gibi faaliyetlerine destek olmak üzere Aydın Doğan, Turgay Ciner, Ferit Şahenk gibi kişiler de yönetim ekibinde yer alsın. Bu kadro baş müteahhidin başkanlığında toplanıp gerekli kararları alsın. Şirketi dilediklerince yönetme, iyi bir fiyat yakaladıklarında uluslararası fonlara satma, başka şirketlerle birleştirme gibi kararları özgürce alma yetkisine sahip olsunlar.
Şimdi de bu adımların atılması ile sağlanacak yararlar üzerinde duralım.

Uygulamanın Yararları :
  1. Psikolojik Yarar ve Rahatlama : Bu değişiklikten sonra insanlar gerçekleri kabullenecek. Bizim paramız neden eğitime, sağlığa, sanata veya üretken yatırımlara gitmiyor da duble yollarla köprü yapımlarına gidiyor diye bağıranlar susacak. Sonuçta, inşaat firmasından opera ve tiyatrolar için bir hamle beklememiz mantıklı olmaz. Vatandaş artık devletinin kapasitesine göre gerçekçi taleplerde bulunacak. Yol isteyecek, bina isteyecek, köprü isteyecek.
  2. İsrafın Önlenmesi : İnşaat firması değil de demokratik  bir ülkeymiş gibi  davrandığımızda bir çok gereksiz masrafa neden oluyoruz. Örneğin seçimler. Seçim olsa da olmasa da üç beş tane para babasının belirleyeceği sonuçları, millete halkın iradesi diye göstermek için son derece gereksiz harcamalar yapıldığına hepimiz tanığız. Sonuç baş müteahhit ve yandaş firma sahiplerinin istediği gibi olacaksa bu kadar oyuna, dekora, sahneye ne gerek var. Mahkemeler de benzer bir boş harcama kalemi. Kimin aklanıp kimin hüküm giyeceğine baş müteahhit karar verecek olduktan sonra ben niye paramı mahkemelerde ziyan edeyim. Her mahkemede rol alan oyuncu ve dekorların parasına en azından iki metre asfalt atılsa fena mı olur.
  3. İnşaat Merkezli Düşünmenin Getireceği Kolaylık ve Özgüven : Demokrasiyi nasıl kuracağız, insan haklarını nasıl gerçekleştireceğiz diye yıllarca denemediğimiz yöntem, seçmediğimiz siyasetçi kalmadı. Hep başarısız olduk. Çünkü demokratik bir toplum kurmak çok çetrefilli bir iş. Oysa inşaat işinde sistem de yöntem de belli: Kaz temeli, at betonu, çökerse işçiye mezartaşı olur, tutarsa rantiyeciye bir faydası dokunur. Zaten önemli olan inşaatı nasıl yapacağımız değil, konuyu inşaata nasıl getireceğimiz. Örneğin sporla ilgili bir derdimiz varsa, bu stad yapmak olmalı. Konumuz müzikse eğer, işimiz konser salonu ve kültür merkezi inşa etmek olmalı. Diyanet denince akla cami yapmak gelmeli, turizm denince tesis, hukuk deyince adliye inşaatını anlamalıyız. Eski salonlar yıkılıp yıkılıp yeniden yapılmalı. Yollar, her gün, her saat, son gaz giden hafriyat kamyonlarıyla dolmalı. Her işin kıyısında köşesinde bir inşaat işi olmalı. Eğer böyle düşünmeyi başarırsak, yolda beton mikseri veya ormanda testere gördüğümüzde mutlu olacağız. Bir yerden toz yükselirse sevincimizden altımıza yapacak gökdelenler ve hafriyat kamyonlarıyla gurur duyacağız.
  4. Gazete İçin Kağıt Bulma Sorunu Bitecek, Beynimiz Gelişecek : Bu değişim sonunda, gazetelerin haftada bir verdikleri emlak ekleri dışında kalan sayfalar anlamını yitirecek. Gazeteler haftada bir kez olmak üzere sadece Emlak Eki olarak çıkabilecekler. Bu durum gereksiz atışmaların, cahilce atıp tutmaların, sayfa sayfa zırvalamanın, yalakalık üstüne destan yazmanın da sonunu getirecek. Böylece, inşaat sektöründe kullanılabilecek ağaçların gazete kağıdı olarak ziyan edilmesinin önüne geçilecek. Köşe yazarlığı son bulacak. İnsanlar, köşe yazarları olmadan, kendi beyinleri vasıtasıyla düşünmek durumunda kalacağından beyin fonksiyonları gelişecek.
  5. Gereksiz Beklentilerin Kaybolmasıyla Gerçek Mutluluk Sağlanacak : 'AB'ye bizi neden almıyorlar?', 'Olimpiyatları neden bize vermiyorlar?', 'Neden bize vize uygulanıyor?' gibi sorular ve beklentiler yüzünden, ülke olarak yıllardır üzüntü yaşıyoruz. Aslında olmayacağını bildiğimiz halde, yarım yamalak işlerimizi güzelce ambalajlayıp birilerine yutturabileceğimizi düşünüyoruz. Bu değişimle birlikte, artık AVM, rezidans ve duble yol dışında yöneticilerden bir beklentimiz kalmayacak. Zaten yönetim de bu beklentileri fazlasıyla karşılayacağından ülkedeki mutluluk düzeyi fark edilir biçimde artacak.

Hiç yorum yok:

Hakkımda

Fotoğrafım

Caz Yapma; sanat, edebiyat, gündelik yaşam, çevre, iklim değişikliği ve caz müziği konulu yazılarımdan oluşuyor.